Kandehar Dağlarında Sabah Namazı
Dilaver
Cebeci’nin bir sabah namazını tasvir ettiği bu şiir, ayetlerin dilimize uygun
bir şekilde şiirleştirilmesinin güzel örneklerinden biridir. Şiir, şairin
kıbleye dönmesi ile başlar ve güzel bir şekilde ruhun -manevi olarak- Kabe’ye
vardığını anlatır.
Ardından niyet
şartı yerine getirilir. Alemin, onunla birlikte namaza durduğunu tasvir eder.
Daha sonra Türklerin namaz öncesine eklediği bir dua olan “Durdum divana, uydum
Kuran’a” duasını ederek kıyama durur.
Şiirsel bir
dille verilen besmeleden hemen önce sübhaneke duası eklenir. Duanın tenzih
bölümüne istinaden “tenzih kuşları”, tekliğe istinaden de “dümdüz olur kesretin
yokuşları” tanımları kullanılır.
Besmele
sonrasındaki kısmın Fatiha suresi olduğu çok açıktır. Hamd, sıyanet, kıyamet,
rüku, yardım ve dosdoğru yol tanımları bizatihi surenin mealinde geçen
kelimeler olup aralardaki kelimeler anlatımı kuvvetlendirmek içindir.
Şair, zammı sure
(Namaz kılarken okunulacak kısa sureler) yerine İnşırah suresini tercih
etmiştir. “Nurla doldurdun” ibaresi surenin ilk ayetine referanstır.
Ardından gelen iki ayet, diğer mısralarla doğrudan uyuşmaktadır. “Belini büken
yükünü ortadan kaldırmadık mı? Ve senin şanını yüceltmedik mi?”
Burada şanın yüceltilmesi şair tarafından dağlara yoldaş edilmeye
benzetilmiştir. Surenin diğer ayetleri
surede neredeyse eksiksiz çevrilmiştir. Sure biter, Allah-u ekber denilir,
rükuya eğilinir ve kalkılır.
“Rabbim
kalbinizden geçeni bilir” cümlesi direkt olarak “Semi Allah-u limen hamiden” in
çevirisidir. Devamındaki mısralar şairin şiirleştirmesinin etkin
örneklerindendir. Ardından secdeye eğilen şair burada “İşitsin miraca tanık
olan yıldızlar” diye başlayan kısmında muhtemelen secde duası edilmektedir.
Ayrıca Yasin suresinin 38-39 ve 40. ayetine gönderme yapmaktadır.
Tekrardan kıyama
kalkan şair besmele çeker ve yeniden Fatiha suresini okur. Ardından fil
suresine geçer. Bilindiği üzere fil suresi peygamberin doğumundan evvel
Mekke’de yaşanan bir olayı anlatmaktadır. Şiirde bahsedilen mübarek belde
Kabe’dir. Ebabil kuşlarının saldırısı sonucu yok olan ordu da gök ekin
yapraklarına benzetilmiştir.
Bundan sonra
rüku, kıyam ve secde bölümleri tekrarlanır. Şairimiz artık tahiyyat için
oturmuştur.
Tahiyyat selam
bölümü ile başlar. Cebeci de selamla başlamış, şiirsel bir anlatımdan sonra
peygamberimizi selamlamıştır. Son üç dize tahiyyat- salli barik ve Rabbena
olarak bilinen dualardan ögeler barındırmaktadır.
Ayrıca şiirin
son 2 dizesi, şairin Kandehar dağlarında savaşan mücahitlerin davalarını birer
namaza benzettiğini bize gösterir. Tahiyyat okunurken kaldırılan şehadet
parmağının, kabzayı kavrayan parmak olduğunu hatırlatır. Yine şair, namaz
bitiminde sağına ve soluna selam vermez. Bu son dizeler, onun son selamını da
temsil eder.
Surelerin savaşı
ve Allah’ın yardımlarını temsilen seçilmesi, şiirin adı ve namazın cihat
yolunda olanlara dahi farz olması bize bu şiirin Afganistan Savaşı ile alakalı
olduğunu göstermektedir. Kandehar bilindiği üzere Afganistan’dadır ve Rus-Afgan
mücadelelerinin odak noktalarından biri olmuştur.
KAYNAKÇA
https://islamansiklopedisi.org.tr/kandehar
https://www.kuranmeali.com/
Diyanet, Kuran Meali, haz. Halil Altuntaş, Muzaffer Şahin,
Ankara 2008