Bizim üniversitelerimizde tarih çoğunlukla birkaç farklı anabilim dalına ayrılmış vaziyettedir. İlkçağ-Ortaçağ- Yeniçağ- Yakınçağ gibi klasik historisizmin bize armağan ettiği, artık birçok yönden gereksiz olduğu bilinen kavramlar üzerinden açılan bu ilk kürsülerin üzerine, ülkemizin kuruluşunun anlatıldığı Cumhuriyet kürsüsü de eklenir ve geriye kalan tüm Türk Tarihi, Umumi Türk Tarihi adı altında çalışılır. Bir düşünün, 20. yüzyılda, Rus Çarlığına isyan etmek üzere bir araya gelmiş birkaç Tatar aydını ve MÖ. 20. yüzyılda ortaya çıkan bir kültür aynı alan üzerinde çalışılabiliyor. Bu size de garip gelmiyor mu?
Umumi Türk Tarihi, bazen bana bir anabilim dalından çok daha fazlasıymış gibi geliyor. Belki Cumhuriyet Tarihi anabilim dalı da buna dahil edilebilir. Peki neden? Alanının genişliği mi? Buna evet diyemem çünkü alanının bu denli geniş olmasını bizzat eleştiriyorum. Peki hocalarının kalitesi mi? Buna evet diyebilirim fakat cevap bundan daha başka bir şey olmalı. Aksi takdirde diğer kürsülerin hocalarının değerini azaltmış oluruz. Ben Umumi Türk Tarihi ve Cumhuriyet kürsülerinde, tarih ilminden çok daha fazlasını görüyorum. Bu iki bilim dalı, uluslaşmanın tamamlanamadığı Türkiye'de bu görevi yapmaya çalışıyor. Biri, geçmiş anlatısı üzerinden, diğeri ise daha yakın bir dönemden olayları ele alarak bir "Türk" tasviri çizmeye çalışıyorlar. İşte burada, tarih ilminin aslında göründüğünden çok daha önemli bir görevi olduğu ortaya çıkmış bulunuyor. Biz, sadece geçmişi okuyup ondan ders çıkarmak için tarih üretmiyoruz. O, çok çok mazide kalmış bir fikir. Artık tarih ile biz olmayı öğreniyor, gelecekteki bizleri var ediyoruz. Politikalarımız, fikirlerimiz, yaşantımız, sevgimiz bütün duygu ve düşüncelerimiz geçmişten anlatılan anektot veya tezler ile farklılaşabiliyor.
İşte tam da burada Umumi Türk Tarihi'nin değeri daha bir başkalaşıyor. Diğer tüm tarihler, zaten ne olduğu az biraz bilinen bir gerçekliği bize sunarken Umumi Türk Tarihi, engin bir okyanus misali, tüm tarih kıtasını kaplıyor ve onu bir arada tutuyor. Düşünün, eğer Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu yerinde kara olsaydı, bugün Amerika var olabilir miydi? Olamazdı çünkü Avrupa ve Asya ile birleşik olurdu. Umumi Türk Tarihi, gerçek manada Türk ve ötesini kesin hatlarla ayıran, kimin Türk, kiminse gayritürk olduğunu belirleyen büyük bir okyanus... Dolayısıyla diğer tüm alanlardan daha hassas bir şekilde ele alınmak zorunda. Bazen gerçekler, bazen yalanlar, bazense hatalı kurmacalar; tarihçilikten çok daha fazlası anlamına gelebiliyor...